 |
Haftanın Şiiri |
 |
|
Yamru Yumru
yaşamda kabartılar iç dünyamızı düzensiz kılar
bir iniş bir çıkış
inişin neresi doğru
ya çıkışın neresi
ırmak olup çağlıyor
küçük sandığımız
iç coşkunun
susku içinde mini mini deresi
susku denmez
akışın da böylesine
yazlar bile değişti
inan olmaz
evet olmaz
kışların da böylesine
soğuk şimdi içimiz
soğuk şimdi dışımız
ah içimiz içimiz
hele hele dışımız
Avni ENGÜLLÜ
Şairimizin bu eserinin devamı için tıklayın
|
|
|
 |
| |
MEYDANE GEL! SÜR ATINI, FEYZANE GEL! RUMELİYE GEL!
"Makturk.com" Grubumuza Katılın
Dur.. Hemen Gitme... Durduğun yere bak!
Şu anda Rumelidesin.. Anavatandan koparıldıktan sonra toprağın bereketini yitirdiği diyardasın. Arkasında koca bir tarih olan Evlad-I Fatihanların topraklarındasın. Şehitlerin ruhu, gazilerin kanı var bu topraklarda. 700 yıllık mücadelenin şerefi, şanı var yazılanlarda. Başını eğ ve şu anda durduğun yere bak! Oku ve şanlı mücadelemizi tanı!
Makedonya, daha çok yakın tarihimizdeki çetecilik faaliyetleri ile hatırlanır. Aslında, hangi Balkan ülkesinde çetecilik, komitacılık, entrikacılık yoktur ki? Makedonya'da Balkanların bir parçası. Osmanlı elini daha çekmeden Sırplar'ın, Bulgarlar'ın, Yunanlılar'ın gözleri buraya çevrilmişti. Nice cinayetler, suikastlar, katliamlar Makedonya'yı, Rumelimizi kana buladı. Bugün gelinen nokta, o tarihi mirasın kanlı tortularını taşıyor. Bizim, Makedonya'ya ilk ayak basışımız Orhan Gazi döneminde olmuştur. Gazi Süleyman Paşa'nın bu topraklara ilk seferi, Bizans'a yardım içindi. Daha sonra, I. Murad döneminde Türk fetihleri başladı. II. Murad zamanında ise Makedonya kesin olarak Türk yönetimine girdi. Ele geçirilen topraklara Anadolu'dan getirtilen Türk aileler yerleştirildi. Kısa zamanda Türk nüfus çoğunluk haline geldi.Türk kültürü yaygınlaştı ve şehirler Türk eserleriyle donatıldı. Ama bu sitede sadece tarih anlatmıyoruz. Bu sitede hala var olma mücadelesi veren Türk toplumundan bahsediyoruz. Türklerin RUMELİ'de var olma davasından bahsediyoruz. Dün Yücel Teşkilatı (Tıkla, Hemen Öğren!) ile, bugün milletvekileriyle, eğitim enstütüleriyle, televizyonu, radyosu ve Makturk.com sitesiyle mücadele veren Türk toplumundan... Bugünlere gelmek kolay olmadı. Bu zorlu yol hakkında daha fazla bilgi almak istiyorsanız, sitemize daha detaylı bakabilirsiniz.
İyi seyirler...
Makturk.com
Editör Kurulu |
|
Suat Engüllü & Enver Ahmet
Asırlık Çınar – Ramadan Mahmut ya da Her Hayat Bir Roman (1)
Asırlık Çınarımız Devrildi. Ramadan Mahmut Yaptığımız Söyleşiden Çok Kısa Süre Sonra, 25.06.2008 Tarihinde Hakkın Rahmetine kavuşmuştur! Söyleşinin Devamını En Kısa Sürede Sitemizde Okuyabilirsiniz...
Halkının içinden gelen, halkının içinde kalmayı başarabilen nadir Makedonya Türk aydın, sanatçı ve siyasetçilerinden Ramadan Mahmut. Bugüne kadar kimlere kimlere verilen ancak ne hikmetse ona bir türlü lâyık görülmeyen Türklüğe – Türk Kültürüne Hizmet ödüllerinden çok daha fazlasını çoktan hak etmiş, bu ödüllerin hiçbirine ihtiyacı olmayan, hayatı ve çalışmaları paha biçilmez bir ödül değerinde olan Asırlık Çınarımız.
Geçmişten günümüze bir yolculuğa çıkmayı önerdik kendisine. Anılar, tanıklıklar diyarında bir yolculuğa. Unutulmaya terk edilenleri kıyısından köşesinden hatırlatmaya, belki günün birinde önemi algılanıp yazılacak Makedonya Türklerinin Tarihi’ne ufacık da olsa üç-beş not düşülmesine katkıda bulunacak bir yolculuğa. Önerimizi geri çevirmedi. Geri çevirmedi çünkü dünden yarınlara bir şeyler bırakmanın öneminin bilincindeydi.
Bu söyleşiye başlarken, doksanına merdiven dayamış, canlı tarih olduğu tartışmasız biriyle âdeta balta girmemiş kuytu ormanlardan farksız anıların, tanıklıkların arasına dalmanın, dalıp da yolu şaşırmamanın hiç kolay olmadığını biliyorduk. Bildiğimiz, bundan çok daha önemli bir şey daha vardı ama: Bu yolculuğu ertelemektense yolu şaşırmak yeğdi.
Devamı İçin
Lütfen Tıklayın
Önceki Söyleşilerimiz
Birkut Engüllü'nün
Moğollar Söyleşisi
Akan Abdula'nın
Mavi Düş (Bal ve Kan) Grubu Söyleşisi
Birkut Engüllü'nün
Avni Abdullah Söyleşisi
Suat Engüllü'nün
Džemaludin Latiç Söyleşisi
Suat Engüllü'nün
Fahri Kaya Söyleşisi
Avni Abdullah'ın
Sait Yusuf Söyleşisi
Suat Engüllü'nün
Kemal Nazım Söyleşisi
Akan Abdula'nın
Süleyman Sait Söyleşisi
|
|
Otomobille Balkan Turu (Yunanistan-Makedonya-Bulgaristan)
Atakan Sevgi
2005 yilinda, bir gün işi çıkışında, eşimle birlikte otomobile atladığımız gibi, Balkanlar’a attık kendimizi.
Yunanistan, Makedonya ve Bulgaristan’ı kapsayan bir yolculuğa çıktık.
10 günde üç ülke gezdik, 2 bin 500 kilometre yol yaptık. Balkan kökenli biri olarak, hayatta yapmayı en çok istediğim şeylerden biriydi, ve bugün bakınca yapmanın o kadar da zor olmadığını görüyorum.
Belki bu yazı, Balkanlara gitmek isteyip de bir türlü yola çıkamayanlara cesaret verir, rehber olur.
devamı için tıklayın |
|
Makedonya'dan Muhteşem Resimler....
Debreşte, Doyran, İştip, Kalkandelen, Kumanova , Manastır, Resne, Tikveş, Ustrumca, Üsküp, Gostivar, Kocacık, Konçe, Köprülü, Ohri, Pirlepe, Radoviş, Raptiştah Ustruga, Zdunye'nin muhteşem fotoğrafları için lütfen ....
|
|
Hikayeler: Karanfiller Ve Menekşeler: Bağımsız Olmak Ve Tanınmak
Gönderen: makturk-editor Tarih: 21.07.2008 Saat: 16:12 (106 okuma)
Anonim bildirdi: "“Ey güzel atam. Nur içinde yat, rahat uyu. O ağırlık omuzlarının üzerinden artık kalktı”
BAĞIMSIZ OLMAK VE TANINMAK
Sabah ezanının “Essalatü Hayrün minel nev; namaz uykudan daha hayırlıdır.” İfadesi ile uyandı. Önce yüzünü yıkadı. Sonra abdest aldı ve sabah namazını kıldı. İçinde bir istek bir arzu vardı. Bir an önce dağılmaya başlayan SSCB’den gelen vatandaşların Pazar oluşturdukları bir adı “Rus Pazarı” diğer adı “Yabancılar Pazarına” gitmek. Özellikle Azerbaycan, Özbekistan, Türkmenistan ve Gürcistan’dan gelen Türk kardeşleriyle ilgilenmek. Daha şimdilik Kazakistan ve Kırgızistan’dan gelen Türk kardeşlerine rastlamamıştı. Ancak bir gün Azerbaycan’dan gelen bir Türk satıcıda farklı bir şey olduğunu gördü; Kitap. Aldı evirdi çevirdi. Yıllar önce Kiril alfabesini çok iyi biliyordu. Ama unutmuştu. Hafızasını tazelemek istedi. Bir iki harfi hemen çıkardı ve okudu; “ŞEHİTLER” Bu Azerbaycan Halk şairi Profesör Bahtiyar VAHAPZADE’ YE aitti. Eve gitti...Uzun uzun Rusların azatlık meydanında katlettiği bu Türk kardeşlerinin fotoğraflarına baktı. Onlar için Allah’tan Rahmet diledi. Onların geride kalan öksüz, dul ve yetimleri için üzüldü. Onları sevindirmek istedi. Özellikle küçük çocuklar için Azerbaycan’dan gelen Türk satıcılara yerine ulaştıracakları sözünü aldıktan sonra bazen bir saat bazen bir oyuncak alıp onlara hediye edilmek üzere gönderdi. Şehitleri uzun uzun okuduktan sonra Azerbaycan halk şairi Sayın Bahtiyar VAHAPZADE’YE de saygı ve sevgi duydu. Ve yine bir gün Azerbaycan’dan gelen bir Türk satıcıdan kendi yazdığı; “Türklük Sevdası” ve “Mestanlı’da’ki Türk Katliamı” adlı kitaplarını Sayın Bahtiyar VAHAPZADE’YE gönderdi. Her sabah Rus Pazarına uğramayı ihmal etmiyordu.Bir sabah üç kişilik şık giyimli Azebaycan’lı üç beyefendinin bir kenarda durduklarını gördü. Bunlar Pazarda direk ticaretle uğraşmıyor, ancak patron pozunda gözüküyorlardı. Türk Azeri lehçesi ile konuştuklarından bir süre kıyıdan kulak misafiri olduktan sonra; bunlarla konuşmasının yararlı olacağını düşündü. Çünkü bunlar Azerbaycan’ın bağımsızlığından ve bağımsızlığı Türkiye’nin tanımasının sağlanması gerektiğinden bahsediyorlardı. Hafif bir gülümseyişle;
Kerim SARILAR'ın "Karanfiller ve Menekşeler" Kitabından alıntıdır"
(Devamı... | 7550 byte kaldı | yorumlar? | Hikayeler | Puan: 5)
|
|
Yaprak Dökümü Devam Ediyor
Gönderen: makturk-editor Tarih: 19.07.2008 Saat: 12:20 (108 okuma)
Birkut ENGÜLLÜ
Makedonya Türkleri arasından yetişen, Türkiye dışında faaliyet gösteren tek profesyonel Türk tiyatrosu unvanını taşıyan Üsküp Türk Tiyatrosu’nun önde gelen oyuncularından Ramadan Mahmut ve Şerafettin Nebi’nin ölümlerinden duyduğumuz üzüntü henüz dinmeden, yıllarını eğitime veren bir aydınımızı daha yitirmiş olmanın acısı içindeyiz.
Makedonya’da Türkçe eğitimin simgesi olan Tefeyyüz İlköğretim Okulu’nda uzun yıllar Fransız Dili öğretmeni olarak görev yapan Adile Emrullah-Kumbaracı, Perşembe’yi Cuma’ya bağlayan gecede, geçirdiği bir ameliyat sonrasında hayatını kaybetti.
Üsküp eşrafından merhum Emin Bey Kumbaracı’nın kızı Adile Emrullah-Kumbaracı, 19 Nisan 1925 yılında, Makedonya’nın başkenti Üsküp’te dünyaya geldi. İyi bir Fransızca öğreniminden geçti. Fransız Dili öğretmenliği yaptığı Tefeyyüz İlköğretim Okulu’nda öğrenim gören, Makedonya’nın toplumsal-siyasi, eğitim ve kültür-sanat alanlarında varlık gösteren birçok Türk aydınının yetişmesine katkıda bulundu.
Yayın hayatına 23 Aralık 1944 yılında başlayan, ne yazık ki dört yıldan beri yayımlanmayan Birlik gazetesinin ilk gazetecilerinden olan Adile Emrullah-Kumbaracı’nın Müslüman Kadını adını taşıyan ilk yazısına gazetenin ikinci sayısında yer verildi.
(Devamı... | 2145 byte kaldı | yorumlar? | Puan: 5)
|
|
Türk Talebe Birliği Türkiyede Yaz Kampı Düzenliyor
Gönderen: makturk-editor Tarih: 13.07.2008 Saat: 13:13 (38 okuma)
İki yıl önce kurulan Makedonya Türk Talebe Birliği 10 - 18 Temmuz tarihlerinde Karabük Belediyesi Gençlik Meclisin davetlisi olarak Türkiye Karabük' te yaz kampı düzenliyor.
Türk Talebe Birliği kurulurken başlıca amacı Makedonya' da okuyan Üniversiteli Türk gençlerini kucaklamak,üniversiteli gençlere üniversite hayatında ki sorunları gündeme getirmek ve çözümler bulmaktı. Kuruluşunun ilk yılında alt yapısını oluşturan Türk Talebe Birliği Kiril ve Metodiy Üniversitenin Öğrenci Birliğine Türk öğrencileri temsilen TÜTAB başkanını seçtirdik.
Ardından Hukuk ve Tıp fakülteleri öğrenci birliklerinde başkan yardımcılarının Türk olmasını sağladık. Alt yapısını oluşturmaya çalışırken Üsküp dışından Üniversite okumaya gelen öğrencilere devlet yurtlarında oda tahsis etmeyi başardık. İkinci yılında ise artık somut faaliyetler başladı.
Önce 19 Mayıs Atatürk' ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı vesilesiye Köprü Konferans salonunda bir program düzenledik. Şimdi ise toplam 50 üniversite öğrencisine Türkiye' de kamp düzenlemekteyiz. Yaz kampına Makedonya nın değişik bölgelerinden başta Üsküp olmak üzere Ohri,Radoviş,Valandova ve daha bir çok bölgeden gençler katılıyor . Hasan Ömer'in kafile başanlığında 10 Temmuz tarihinde yola çıkan Türk Talebe Birliği üyeleri 11 Temmuz günü Türkiye Karabük'e varmış olacaklar.16 Temmuza kadar Karabük'te kalacak öğrencilere iki günlük eğitim programları düzenlenecek.
Eğitim programlarında Türk Tarihi,Liderlik,Lobicilik,Halka İlişkiker gibi konular görülecek. İki gün ise Karabük,Safranbolu ve Amasra gezisi düzenlenecek.Aynı öyle Karabük Belediye Başkanı,Karabük Valisi ve Karabük Üniversitesi Rektörü TÜTAB üyelerini kabul ececekler. 16 Temmuz günü ise TÜTAB üyeleri İstanbula gidecekler. İstanbulda Rumeli Türkleri Kültür ve Dayanışma Vakfı nın ( RUTEV ) konukları olan TÜTAB üyeleri önce bir boğaz turu yapacaklar ardından ise vakfın yöneticileriye akşam yemeğinde görüşecekler. 17 Temmuzda ise Çanakkaleye gidilecek.Çanakkale'de şehitlikleri ziyaret edecek olan TÜTAB üyeleri Edirne'ye geçecekler Edirne'yi gezdikten sonra ise TÜTAB üyeleri Makedonya'ya dönecekler.
Türk Talebe Birliği
(yorumlar? | Puan: 0)
|
|
Kore Harbi Ve Türkler (1. Bölüm)
Gönderen: makturk-editor Tarih: 07.07.2008 Saat: 13:39 (254 okuma)
25 Haziran 1950 Öncesi
İkinci Dünya Savaşından sonra geçen 68 yıllık süre içindeki en geniş kapsamlı ve en önemli savaşlarından biri olarak kabul edebileceğimiz “Kore Harbi”; 25 Haziran 1950 sabahı, uzun süreden beri bir taarruz harbi için hazırlanmış olan Kuzey Kore Silahlı Kuvvetlerinin, Güney Kore’ye baskın şeklinde bir tecavüzü ile başladı. Daha sonra aralarında Türkiye’nin de bulunduğu yirmiye yakın “Hür Dünya Ülkesinin” ve tarihte ilk defa teşkil edilen “Birleşmiş Milletler Kuvvetlerinin” Güney Kore tarafında, Komünist Çin Kuvvetlerinin de Kuzey Kore saflarında yer alması ile gittikçe büyüyerek 27 Temmuz 1953 tarihine kadar fiili olarak devam etti. Bu tarihte kabul edilen geçici bir “Ateşkes anlaşması” ile savaş durumuna son verildi.
Türkiye o günkü politik şartlar gereği, Birleşmiş Milletler Teşkilatının çağrısına, ABD’den sonra olumlu cevap veren ilk ülke olmuş ve bu teşkilatın silahlı kuvvetleri emrine 4500 mevcutlu bir “Tugay Görev Kuvveti” tahsis etmeyi uygun bulmuştur. Birleşmiş Milletler Kuvvetleri arasında “Türk Tugayı” namı ile yer alan bu tugay, 1950 Kasımının son günlerinde ve hemen hemen Komünist Çin Kuvvetleri ile aynı anda ilk muharebelere katılmış ve Ateşkes anlaşması yapılıncaya kadar irili, ufaklı pek çok muharebede aktif rol oynamıştır. Dr. M. Galip Baysan’ın yazısı
(Devamı... | 12932 byte kaldı | 1 yorum | Puan: 4.69)
|
|
Değerli Tiyatro Sanatçısı Şerafettin Nebi de Aramızdan Ayrıldı...
Gönderen: makturk-editor Tarih: 03.07.2008 Saat: 11:41 (607 okuma)
Suat ENGÜLLÜ
Altmış yıla yakın bir süredir, Türkiye dışındaki tek profesyonel Türk tiyatrosu olarak faaliyet gösteren Üsküp Türk Tiyatrosu’nun ilk sanatçılarından Şerafettin Nebi, bugün hayata gözlerini yumdu.
Şerafettin Nebi, 1 Ekim 1920 yılında Üsküp’te dünyaya geldi. 1927-1930 yılları döneminde, “Vardar Şeyh Sübyan Mektebi”nde okudu. 1935 yılında ortaokuldan mezun oldu. Aynı yıl, Üsküp Medresesi’nde öğrenimine devam etti.
İkinci Dünya Savaşı’nda Makedonya’yı işgal eden faşist Bulgarların, burada yaşayan ve askerlik çağına gelmiş Türk ve diğer Müslüman gençlerinin ağır işlerde çalıştırılması için kurdukları cebri iş kamplarına gönderilmekten yakayı kurtarabilmek maksadıyla, Kosova’nın Prizren kasabasına kaçtı. Savaşın sona erdiği 1945 yılına kadar da orada kaldı. Prizren yıllarını, berberlik yaparak ve resim çizerek geçirdi.
Üsküp’e gelir gelmez Türk Öğretmen Kursu’na kaydını yaptırdı. Kurstan mezun olduktan sonra da Ustrumca kazasının Çepelli köyünde öğretmenliğe başladı. Aynı yıl askere alındı ve iki yıl Hersek’te kaldı.
Terhis olup Üsküp’e dönünce Tefeyyüz İlköğretim Okulu’nda öğretmenliğe devam etti. 1948 yılında Üsküp’te kurulan Yeni Yol Sanayi Nefise Cemiyeti’nin tiyatro kolunda oyuncu olarak etkinlik gösterdi. Mustafa Karahasan’ın yazdığı “İnandırmak”, “Şaban Hoca”, “Hacer” oyunlarında rol aldı.
1950 yılında Üsküp Azınlıklar Tiyatrosu kurulunca, Türk Dramı oyuncu kadrosuna geçti. Türk Dramı tarafından ilk sahnelenen Branislav Nuşiç’in “Şüpheli Şahıs” oyununda rol aldı. Yasa gereği emekliye ayrıldığı 1986 yılına kadar tiyatro ile yaşadı-tiyatro için emek verdi. Bu süre içinde yılda dört-beş oyunda rol aldı.
Bir süre sonra sahne yönetmeni olarak da kendini tanıttı. Tiyatroda geçirdiği otuz altı yıl içinde, yirmiden çok tiyatro eserini sahneledi.
(Devamı... | 4001 byte kaldı | yorumlar? | Puan: 5)
|
|
ATATÜRK'ün Yetişmesi ve Kişiliğini Etkileyen Unsurlar
Dünyada yirminci yüzyıla damgasını vuran bir kaç “Dönüştürücü” (Transformational) liderden birisi, hatta en önemlisi olan Mustafa Kemal Atatürk’ün yetişme sürecinin incelenmesi, O’nun dar anlamda “kişilik özellikleri” , geniş anlamda “liderlik özellikleri”nin ortaya konulabilmesi bakımından önemlidir.
Bir liderin kişiliğinin oluşmasında, yetişmesinde şüphesiz, içinde yaşadığı “çevre” etkin rol oynamaktadır. Liderin çevresi ise; ailesi, okuduğu okullar, meslek ortamı, yaptığı görevler ve insanlık idealleri ve birikimlerinden oluşur. “Okul” veya “eğitim-öğrenim” ortamı da, bu çevrenin ve yetişme sürecinin önemli bir bölümünü, kesitini meydana getirir.
Devamı Icin Tıkla
Dr. Ali Güler'in Araştırması
|
|
BOĞMAKLAR (POMAKLAR) Makturk.com Dr. Halim ÇAVUŞOĞLU'nun ilmi makalesi ile POMAK meselesine ışık tutuyor..
Balkanlar’da Türk varlığının ilk çekirdeğini, “Bozkır kökenli” Türk toplulukları oluşturmuştur. Bunlar, Bizans’ın sonlarına kadar Rodoplar, Koca Balkan ve Makedonya dağlarında, bozkır kültürüne özgü “savaşçı ve (sürü ve binek hayvanı besiciligi ağırlıklı) yarı-yerleşik yaşam biçimi”ni sürdüren Kuman-Kıpçak ve Peçenek Türkleri’nin asimile edilememis kesimleridir. Ve bu Türk topluluklarıyla, yine aynı dönemde ilk “barışçı” teması kuranlar da, “Anadolu kökenli” Türkmenler olmuştur. Türkmenlerin bir kısmı, Bizans tarafından getirilerek aynı bölgelere yerleştirilmiş, bir kısmı da Umur Bey ile Çaka Bey’in ordularıyla gelmiş ve aynı bölgeleri vatan tutmuştur. Kültür ve yaşam biçimindeki benzerliğin sağladiği bu temas, Kuman-Kıpçak ve Peçenekler’in, Islam’la tanısmasına yolaçmıs, ilkin bireysel ve kısmi olarak başlayan Islamlaşma, Osmanlı egemenliğiyle birlikte kitlesele dönüşmüş ve tamamlanmıştır. Içinden komutanlar ve kanun adamlariı da yetiştirmiş olan bu Türk topluluklarına, Osmanlı döneminin sonlarına doğru, diğer Müslüman Türkler tarafından “Türkbaş” ve “Boğmak” adları atfedilmiştir. Bu soydaşlarımız, (atalarına yapıdığı gibi) günümüze kadar, yasadıkları her üç (Bulgaristan, Yunanistan, Makedonya) ülkede; “rencide edici iftiralar”la, “milli ve dini kimlik bunalımına”na sürükleme amaçlı propagandalarla, “psikolojik savaş”la ve hemen hiç eksik olmayan “katliamlar”la asimile edilmeye çalışılmış vede çalışılmaktadır.
Hristiyan ve Slav unsurlarca yanlış aktarılan ve bu unsurları dikkate aldıklarından Batılı araştırmacıların eserlerinde de (Torbes ve Pomak olarak) aynı isim yanlışı tekrarlanan bu iki unsurdan özellikle “Boğmaklar”, bu isimlerini, “Athon” ve “Halkidikya”daki Yunan ile “Batak”daki Bulgar ayaklanmalarını boğmuş (boğmak) olmalarına borçludur. Boğmaklar, kendilerini hedef alan asimilasyon, katliam ve tecavüzle doğrudan ilgili olarak 1878’de Karatarla’da ve 1913’te Batı Trakya’da kurulan “Türk hükümetleri”nin ortaya çıkışında önemli rol oynamıştır.
Halim ÇAVUŞOĞLU'nun yazı dizisi için lütfen tıklayın ...
BOĞMAKLAR (POMAKLAR) (I)
BOĞMAKLAR (POMAKLAR) (II)
BOĞMAKLAR (POMAKLAR) (III)
BOĞMAKLAR (POMAKLAR) (IV)
BOĞMAKLAR (POMAKLAR) (V)
BOĞMAKLAR (POMAKLAR) (VI)
BOĞMAKLAR (POMAKLAR) (VII)
|
|
| |
 |
Hemen Başvur |
 |
|
Balkan Türklügünün en etkili iletişim mecrası olan bizler, davamıza gönüllü katkıda bulunmak isteyen, yazar- editörlere ulaşmak istiyoruz.
|
|
|
 |
|