 |
Haftanın Şiiri |
 |
|
Vatanım Diye
Türk'üz biz korkmayız elden sevgili yurdum
Bilki ölürüz uğruna vatanım diye
Vatan aşkını ben ilkin beşikte buldum
Annem ninni söylüyordu vatanım diye
Dik tepende mor dağında hep şehit yatar
Batı da o göz koyanlar egede batar
Kerem SARILAR
Şairimizin bu eserinin devamı için tıklayın
|
|
|
 |
| |
MEYDANE GEL! SÜR ATINI, FEYZANE GEL! RUMELİYE GEL!
"Makturk.com" Grubumuza Katılın
Dur.. Hemen Gitme... Durduğun yere bak!
Şu anda Rumelidesin.. Anavatandan koparıldıktan sonra toprağın bereketini yitirdiği diyardasın. Arkasında koca bir tarih olan Evlad-I Fatihanların topraklarındasın. Şehitlerin ruhu, gazilerin kanı var bu topraklarda. 700 yıllık mücadelenin şerefi, şanı var yazılanlarda. Başını eğ ve şu anda durduğun yere bak! Oku ve şanlı mücadelemizi tanı!
Makedonya, daha çok yakın tarihimizdeki çetecilik faaliyetleri ile hatırlanır. Aslında, hangi Balkan ülkesinde çetecilik, komitacılık, entrikacılık yoktur ki? Makedonya'da Balkanların bir parçası. Osmanlı elini daha çekmeden Sırplar'ın, Bulgarlar'ın, Yunanlılar'ın gözleri buraya çevrilmişti. Nice cinayetler, suikastlar, katliamlar Makedonya'yı, Rumelimizi kana buladı. Bugün gelinen nokta, o tarihi mirasın kanlı tortularını taşıyor. Bizim, Makedonya'ya ilk ayak basışımız Orhan Gazi döneminde olmuştur. Gazi Süleyman Paşa'nın bu topraklara ilk seferi, Bizans'a yardım içindi. Daha sonra, I. Murad döneminde Türk fetihleri başladı. II. Murad zamanında ise Makedonya kesin olarak Türk yönetimine girdi. Ele geçirilen topraklara Anadolu'dan getirtilen Türk aileler yerleştirildi. Kısa zamanda Türk nüfus çoğunluk haline geldi.Türk kültürü yaygınlaştı ve şehirler Türk eserleriyle donatıldı. Ama bu sitede sadece tarih anlatmıyoruz. Bu sitede hala var olma mücadelesi veren Türk toplumundan bahsediyoruz. Türklerin RUMELİ'de var olma davasından bahsediyoruz. Dün Yücel Teşkilatı (Tıkla, Hemen Öğren!) ile, bugün milletvekileriyle, eğitim enstütüleriyle, televizyonu, radyosu ve Makturk.com sitesiyle mücadele veren Türk toplumundan... Bugünlere gelmek kolay olmadı. Bu zorlu yol hakkında daha fazla bilgi almak istiyorsanız, sitemize daha detaylı bakabilirsiniz.
İyi seyirler...
Makturk.com
Editör Kurulu |
|
Makedonya'dan Muhteşem Resimler....
Debreşte, Doyran, İştip, Kalkandelen, Kumanova , Manastır, Resne, Tikveş, Ustrumca, Üsküp, Gostivar, Kocacık, Konçe, Köprülü, Ohri, Pirlepe, Radoviş, Raptiştah Ustruga, Zdunye'nin muhteşem fotoğrafları için lütfen ....
|
|
Söyleşi... Suat ENGÜLLÜ
Tarihe Not Düşmek
Ya da
Anılar ve Acılar (2)
Beyzadelikten Devrimciliğe, Medreseden SKOY’a
Kâmuran Tahir’in hayat hikâyesi bir hayli ilginç. Kendisiyle yaptığım söyleşinin devamına geçmeden önce, yaşadıklarıyla anlattıkları arasındaki ortak noktaları hiç zorlanmadan yakalayabileceğiniz, hayatının bazı kesitlerini kısaca vermeye çalışacağım.
1925 yılının 16 Ocağında Makedonya’nın başkenti Üsküp’te dünyaya gelen Kâmuran Tahir’in babası, Üsküp İpotek Bankası’nda yönetici görevlerde bulunan, Üsküplü Türk aydınlardan Seyfeddin Tahir, Üsküp’ün tanınmış Reşat Bey ailesinden gelmektedir.
Çocukluk yılları, babasının ölümünden sonra annesi Kadriye Hanım’la birlikte gittiği, annesinin doğum yeri Köprülü’de geçti, ilköğrenimini orada tamamladı. Ardından ortaöğrenimini Üsküp’te, Kral Aleksandar Büyük Medresesi’nde sürdürdü. Ancak buraya uyum sağlayamadı. Medreseyi terk edip Köprülü’de liseye devam etti.
Savaş kokusunun etrafı iyiden iyiye sarmaya başladığı 1940 yılında, ilerici komünist hareketi saflarına katıldı; çok geçmeden, Yugoslavya Komünist Gençlik Birliği üyeliğine alındı; ardından da, 1942 yılının baharında, özellikle Türklere karşı baskı, işkence ve zulmün her türlüsünü yapan Bulgar faşist işgalcilere karşı düzenlenen, lise öğrencilerinin protesto gösterilerini örgütleyenler arasında yer aldı.
Aynı yılın sonbaharında, Bulgar polisinin eline düşmemek için kenti terk edip Dimitar Vlahov Köprülü Partizan Birliği’ne katıldı. Böylece, söyleşimizin bu bölümünün tamamında üzerinde durduğumuz faşizme karşı yürütülen savaşın içindeki yerini aldı.
Söyleşinin devamı için lütfen TIKLAYIN
|
|
Suat Engüllü & Enver Ahmet
Asırlık Çınar – Ramadan Mahmut ya da Her Hayat Bir Roman (4)
Asırlık Çınarımız Devrildi. Ramadan Mahmut Yaptığımız Söyleşiden Çok Kısa Süre Sonra, 25.06.2008 Tarihinde Hakkın Rahmetine kavuşmuştur! Kendisiyle yapılan en son söyleşi için lütfen tıklayın
S. Engüllü&E. Ahmet: Rüyalarınıza giren, umutlarınızı süsleyen özgürlüğe kavuştuğunuz ana dönelim yine. Gençliğinizin, hayatınızın geri gelmesi imkânsız en güzel yıllarından birkaçını elinizden çalan hapishaneden kurtuluş anını, o an yaşadığınız duyguları tarif etmek imkânsızdır herhalde diye düşünüyorum. Bu yüzden o anı, o anki duygularınızı sormayacağım. Anlatmakta zorluk çekmeyeceğiniz, mahpusluğun son bulmasının ardından yaşadığınız olayların nasıl geliştiğini soracağım ama?
R. Mahmut: Şimdi hapisten kurtuluşumuzun, hayat dolu bir yaşta koparıldığımız dış dünyaya tekrar kavuşmamızın her anının bizler için ne denli önemli, ne denli değerli olduğunu söylememe gerek yoktur sanırım. Kapatıldıkları kafesten kurtulan kuşlar gibiydik. Kuşlardan tek eksiğimiz kanatlanıp uçmaktı. İçimizi karartan o hapishane mekânı, içinde aynı anda onlarca güneş doğmuşçasına aydınlanmıştı âdeta. İçimizden taşan, günlerimizi, aylarımızı, yıllarımızı zulüm ve baskı altında tükettiğimiz hücrelerin ağır havasını dağıtan sevinç, mutluluk, kasvetli hapishaneyi cıvıl cıvıl bir ortama dönüştürmüştü.
Devamı İçin
Lütfen Tıklayın
Önceki Söyleşilerimiz
Birkut Engüllü'nün
Moğollar Söyleşisi
Akan Abdula'nın
Mavi Düş (Bal ve Kan) Grubu Söyleşisi
Birkut Engüllü'nün
Avni Abdullah Söyleşisi
Suat Engüllü'nün
Džemaludin Latiç Söyleşisi
Suat Engüllü'nün
Fahri Kaya Söyleşisi
Avni Abdullah'ın
Sait Yusuf Söyleşisi
Suat Engüllü'nün
Kemal Nazım Söyleşisi
Akan Abdula'nın
Süleyman Sait Söyleşisi
Akan Abdula'nın
Zerin Abaz Söyleşisi
|
|
Galip Baysan: Kenan Evren Paşayı Yargılamak
Gönderen: makturk-editor Tarih: 01.07.2009 Saat: 13:52 (50 okuma)
Dr. M.Galip Baysan
Duyduğum zaman kulaklarıma inanamadım. Atatürk ve Recep Peker’in yani askerlerin müracaat ve imzaları ile kurulan, Cumhuriyet ilkeleri ve inkılaplarının sahibi olan bir partinin Genel Başkanı olan Deniz Baykal Demokratik açılımlar bahanesi ile Radikal Dinci kesimin yanında yer alıyor “yani siz geçmişle hesaplaşmak istediğinizde elinizden tutan mı oldu” diyerek asker düşmanlığının en yoğun yaşandığı bir dönemde İrticaa destek veriyor. Oysa AKP mensuplarının dillerinde dolaşan ve arzu edilense; Ergenekon adlı dava ile tıpkı 1990lar ve 2000li yıllarda İrticaa destek veren siyasi kurumlara karşı yapılan çıkışların öcünü alma arzusu gibi Kenan Evren Paşa ve onun kişiliğinin çevresinde oluşturulan antipatiden istifade ederek Askerleri ve inkılapçı çevreleri sıkıştırmaktı. 30 yıl öncesinden intikam almayı ilke edinen bu siyasiler gün geçmeden sivil iktidarın istediği anda askerleri de yargılatmasını ve böylece AK Partisinin yargı yolu ile de olsa askerleri baskı altında almasına sağlayan bir yasayı bir gece harekâtı ve bir uyutma politikası ile yasalaştırdığını görüyor, şaşırıyorlar. Türkiye’de siyasilerin düştüğü açmaza bakın; Muhalefet geçmişteki askerlerden hesap sormayı düşlerken, İktidar günümüz askerlerini hesaba çekmeye hazırlanıyor.
İnsan yaşadıkça öyle garip şeylerle karşılaşıyor ki, kalem ve bir köşe ele geçiren biraz da çenesi kuvvetli ise haksızı haklı, namusluyu namussuz, gericiyi ileri, demokratı faşist, faşisti de en birinci demokrat olarak gösterebiliyor. Toplumda Okuma yazma sınırlı olunca bu yazarlar adeta bir ilah muamelesi görüyorlar. Savaşı onlar ayarlıyor, barışı onlar kurtarıyorlar. Ama ne yazık ki çoğu kez öne sürdükleri fikirlerin çoğu Batıdan alınma ve yeterli bir bilgi birikimi ve temelden yoksun oldukları için Türk toplumu üzerinde yanlış etki yaratıyorlar. Ne yazık ki bazı siyasiler ve hatta siyasi parti liderleri de aynı paralellikte ilerliyor ve gerekli zamanda gerekli kararları alma yerine maalesef ki bu yazarların etkisinde kalarak yanlış davranışlarda bulunabiliyorlar. Bence Sayın Baykal bu tip siyasilerden biri olmalı, karşısındaki Başbakan Tayyip Erdoğan’a gelince o da Cin gibi, sanki onun şahsında Osmanlının ünlü Sadrazamı Damat Ferit Paşayı görür gibiyiz.
(Devamı... | 9764 byte kaldı | yorumlar? | Galip Baysan | Puan: 3)
|
|
''Ali Abdullah'' Derneğinde Değişiklik
Gönderen: makturk-editor Tarih: 22.06.2009 Saat: 01:01 (36 okuma)
MATUSİTEB üyesi, Üsküp merkezli "Ali Abdullah" Kültür Eğitim ve Sanat derneğinin yaptığı genel kurul toplantısında, derneğin adı ve programı oybirliğiyle değiştirlmiştir.
Genel kurul beraberinde yeni seçilen yönetim;
Ertan Gina
Leyla Arif
Edis Tahir
Bennu Musli
Bülent Mustafa
Sevgi İdriz
tarafından
derneğin yeni ismi "Makedonya Atatürk'çüler Derneği" olarak değiştirilmiştir.
Dernek başkanlığına Halil Abdullah, Asbaşkanlığa Aktan Ago (Mr.S) ve genel sekreterliğe Müşerref Kasım seçilmiştir.
Bennu Musli
Basın Sözcüsü
(yorumlar? | Puan: 0)
|
|
Yakup Önal: Dalları Bastı Kiraz
Gönderen: makturk-editor Tarih: 17.06.2009 Saat: 15:28 (128 okuma)
Yazarımız Yakup ÖNAL'ın 15 Haziran 2009 tarihinde Hürriyet Gazetesinde yayınlanmış yazısıdır
Tekirdağlılar kiraz mevsiminin başlangıcını geçen hafta beş gün süren festifalle kutladı. Sekiz ülkeden konukların katıldığı festivalde konserler, yarışmalar, sergiler düzenlendi. Kirazın hayatı güzelleştiren kırmızısı tüm şehre yayıldı. Bahçelerdeki kirazın toplanması 15 Temmuz’a kadar sürecek. Tekirdağ’a yapacağınız gezide, bu coşkuya tanık olabilirsiniz.
Tekirdağ’ı en güzel simgeleyen nedir, diye sorduğunuzda, alacağınız yanıt sayısı birden fazla olabilir. Kimisi rakısını, köftesini, kimisi karpuzunu söyler. Oysa kentin simgelerinden kiraz başlıbaşına bir şölendir. Her yıl, haziran başında dallardaki kirazlar kızarıp tatlandığında Uluslararası Kiraz Festivali düzenlenir. Şehri bir haftalığına kırmızının coşkusu sarar. Kiraz güzeli seçilir, konserler düzenlenir, şehrin sokaklarında şarkılar yankılanır. Sadece bu sevinç dalgasından pay almak için festival zamanında ya da hemen sonrasında Tekirdağ’a gitmeye değer.
Tekirdağ’ı en güzel simgeleyen nedir, diye sorduğunuzda, alacağınız yanıt sayısı birden fazla olabilir. Kimisi rakısını, köftesini, kimisi karpuzunu söyler. Oysa kentin simgelerinden kiraz başlıbaşına bir şölendir. Her yıl, haziran başında dallardaki kirazlar kızarıp tatlandığında Uluslararası Kiraz Festivali düzenlenir. Şehri bir haftalığına kırmızının coşkusu sarar. Kiraz güzeli seçilir, konserler düzenlenir, şehrin sokaklarında şarkılar yankılanır. Sadece bu sevinç dalgasından pay almak için festival zamanında ya da hemen sonrasında Tekirdağ’a gitmeye değer.
Yazının devamı için TIKLAYIN
(yorumlar? | Yakup Önal | Puan: 5)
|
|
Batı Trakya Türk Azınlığı Danışma Kurulu
Gönderen: makturk-editor Tarih: 12.06.2009 Saat: 23:09 (73 okuma)
Batı Trakya Türk Azınlığı Danışma Kurulu, devlet ve hükümet yetkililerini Batı Trakya Türklerinin Azınlık Haklarını vermeye davet etti. 20 Mayıs 2009 tarihli Danışma Kurulu açıklamasında son dönemde uluslarası alanda yayınlanan bazı raporlara değinilerek, devlet ve hükümet yetkililerinin Azınlığa uygulanmakta olan hak ihlallerini önlemek için bazı adımlar atılması istendi.
Danışma Kurulunun açıklamasında azınlığın milli kimliğinin tanınması ve kapatılan derneklerin açılması, seçilmiş müftülerin devlet tarafından tanınması, eğitimde yaşanan sıkıntılar ve Türkçe-Yunanca ana okulları talebi, vakıf kanunun azınlığın talebi doğrultusunda gözden geçirilmesi, milletvekili seçimlerinde %3’lük barajın kaldırılması v.b. konular ele alındı.
Batı Trakya Türk Azınlığı Danışma Kurulu’nun yaptığı açıklamanın tam metni aşağıdaki gibidir:
“Batı Trakya Türk Azınlığı’nın durumu ve halen yaşamakta olduğu problemler son dönemde sık sık uluslararası kamuoyunun gündemine gelmiş ve aşağıda isimleri kayıtlı raporlarda ayrıntılı bir biçimde incelenmiştir. Bu raporlar, Batı Trakya Türk Azınlığının problemlerini tüm boyutlarıyla yansıtmamalarına ve bazı eksik değerlendirmeler içermelerine rağmen problemlerimizin uluslararası örgütlerin ve kamuoyunun gündemine taşınması bakımından olumlu bir gelişmedir.
(Devamı... | 7815 byte kaldı | yorumlar? | Puan: 0)
|
|
Furkan Purde: Türkiye ile Makedonya Arasında Kültürel İşbirliği Anlaşması İmzalandı
Gönderen: makturk-editor Tarih: 04.06.2009 Saat: 22:30 (784 okuma)
Furkan PURDE'nin Haberi
Kurşunlu Han’da Türk Kültür Merkezi Kuruluyor
Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay ile Makedonya Cumhuriyeti Kültür Bakanı Elizabeta Kançeska Milevska
arasında kültürel işbirliği anlaşması imzalandı.
Makedon Bakan Milevska, Atatürk’ün ailesinin Makedonya’nın Kocacık Köyü’nde yaşadığı evin kalıntılarını bulduklarını ve orayı hızla restore ederek, ziyarete açacakları haberini verdi.
Hyatt Regency Otel’de düzenlenen basın toplantısında konuşan Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, Makedonya’yı ilk tanıyan ülkenin Türkiye olduğunu kaydetti. Makedonya ile kültürel işbirliği anlaşması imzaladıklarını anlatan Günay, “ Kültürler arası diyalog çağımızda ülkelerin ilişkilerini geliştiren en önemli olaydır. Barışa giden yol kültürler arası ilişkilerden geçer. Bizim Makedonya ile tarihi köklerimiz var. Bunu evrensel alana çıkarmak için yeni işbirliği anlaşmaları yapıyoruz.
(Devamı... | 2631 byte kaldı | 1 yorum | Furkan Purde | Puan: 4.95)
|
|
TARİHTE TÜRKLERE KARŞI SOYKIRIM İDDİALARINI YARATAN PORTRELER
Dr. M. Galip Baysan'ın yazı dizisi
Tarihte Türklere karşı ilk soykırım iddiaları, Osmanlı Devletinin zayıflığının açığa çıktığı “Napolyon Savaşları” döneminde, “milliyetçilik” akımlarının Osmanlı Gayrimüslim tebaasını harekete geçirmesiyle birlikte başlamıştır. Avrupa’nın Hıristiyan ülkeleri; İsyan eden Osmanlı Gayrimüslimlerine karşı
kendilerini dinen ve ırk olarak borçlu hissettiler. Onlara doğrudan ve dolaylı olarak yardım için çareler aradılar. Bu devletler için en önemli husus, zayıf Osmanlı Ordusuna karşı savaşmaktan çok, kendi kamuoylarınınTürklere karşı yapılacak müdahaleler için ikna edilmeleri ve savundukları “çağdaş, medeni ve insancıl ideallere” ters düşmemeleriydi. O zaman da propaganda ile “Türklerin ve Müslümanların karalanması” görüşü benimsendi.
Osmanlının daha ziyade dinsel anlayışından kaynaklanan geniş hoşgörüsü nedeni ile yabancılar ve Gayrimüslimlere tanınan “özel haklar” ve kapitülasyonlardan yararlanarak oluşturulan ve 1800’lü yıllardan itibaren yayılan misyoner ve azınlık okullarının gayretleri ile içeride milliyetçi isyanlar başlatıldı. Avrupalı Güçler bu isyanların bastırılması sırasında meydana gelen olayları ve isyancıların kayıplarını olumsuz ve abartılı bir şekilde kendi halklarına aktardılar. Böylece Osmanlı devletinden ayrılmak isteyen değişik toplumlar için değişik soykırım iddiaları doğmuş oldu.
PORTRE-1: “Gladstone 1809–1898” için TIKLAYIN
PORTRE-2: “General İgnat’yev (Rus Büyük Elçisi)” için TIKLAYIN
PORTRE-3: “Lord Salisbury” için TIKLAYIN
PORTRE-4: “Alman Rahip Lepsius” için TIKLAYIN
PORTRE-5/6: “Vikont James Bryce – Prof. Arnold Toynbee” için TIKLAYIN
PORTRE-7: “Abd Büyükelçisi Henry Morgenthau” için TIKLAYIN
PORTRE-6: “Osmanlı Dışişleri Bakanı Garbis Noradunkyan Efendi” için TIKLAYIN
|
|
ATATÜRK'ün Yetişmesi ve Kişiliğini Etkileyen Unsurlar
Dünyada yirminci yüzyıla damgasını vuran bir kaç “Dönüştürücü” (Transformational) liderden birisi, hatta en önemlisi olan Mustafa Kemal Atatürk’ün yetişme sürecinin incelenmesi, O’nun dar anlamda “kişilik özellikleri” , geniş anlamda “liderlik özellikleri”nin ortaya konulabilmesi bakımından önemlidir.
Bir liderin kişiliğinin oluşmasında, yetişmesinde şüphesiz, içinde yaşadığı “çevre” etkin rol oynamaktadır. Liderin çevresi ise; ailesi, okuduğu okullar, meslek ortamı, yaptığı görevler ve insanlık idealleri ve birikimlerinden oluşur. “Okul” veya “eğitim-öğrenim” ortamı da, bu çevrenin ve yetişme sürecinin önemli bir bölümünü, kesitini meydana getirir.
Devamı Icin Tıkla
Dr. Ali Güler'in Araştırması
|
|
BOĞMAKLAR (POMAKLAR) Makturk.com Dr. Halim ÇAVUŞOĞLU'nun ilmi makalesi ile POMAK meselesine ışık tutuyor..
Balkanlar’da Türk varlığının ilk çekirdeğini, “Bozkır kökenli” Türk toplulukları oluşturmuştur. Bunlar, Bizans’ın sonlarına kadar Rodoplar, Koca Balkan ve Makedonya dağlarında, bozkır kültürüne özgü “savaşçı ve (sürü ve binek hayvanı besiciligi ağırlıklı) yarı-yerleşik yaşam biçimi”ni sürdüren Kuman-Kıpçak ve Peçenek Türkleri’nin asimile edilememis kesimleridir. Ve bu Türk topluluklarıyla, yine aynı dönemde ilk “barışçı” teması kuranlar da, “Anadolu kökenli” Türkmenler olmuştur. Türkmenlerin bir kısmı, Bizans tarafından getirilerek aynı bölgelere yerleştirilmiş, bir kısmı da Umur Bey ile Çaka Bey’in ordularıyla gelmiş ve aynı bölgeleri vatan tutmuştur. Kültür ve yaşam biçimindeki benzerliğin sağladiği bu temas, Kuman-Kıpçak ve Peçenekler’in, Islam’la tanısmasına yolaçmıs, ilkin bireysel ve kısmi olarak başlayan Islamlaşma, Osmanlı egemenliğiyle birlikte kitlesele dönüşmüş ve tamamlanmıştır. Içinden komutanlar ve kanun adamlariı da yetiştirmiş olan bu Türk topluluklarına, Osmanlı döneminin sonlarına doğru, diğer Müslüman Türkler tarafından “Türkbaş” ve “Boğmak” adları atfedilmiştir. Bu soydaşlarımız, (atalarına yapıdığı gibi) günümüze kadar, yasadıkları her üç (Bulgaristan, Yunanistan, Makedonya) ülkede; “rencide edici iftiralar”la, “milli ve dini kimlik bunalımına”na sürükleme amaçlı propagandalarla, “psikolojik savaş”la ve hemen hiç eksik olmayan “katliamlar”la asimile edilmeye çalışılmış vede çalışılmaktadır.
Hristiyan ve Slav unsurlarca yanlış aktarılan ve bu unsurları dikkate aldıklarından Batılı araştırmacıların eserlerinde de (Torbes ve Pomak olarak) aynı isim yanlışı tekrarlanan bu iki unsurdan özellikle “Boğmaklar”, bu isimlerini, “Athon” ve “Halkidikya”daki Yunan ile “Batak”daki Bulgar ayaklanmalarını boğmuş (boğmak) olmalarına borçludur. Boğmaklar, kendilerini hedef alan asimilasyon, katliam ve tecavüzle doğrudan ilgili olarak 1878’de Karatarla’da ve 1913’te Batı Trakya’da kurulan “Türk hükümetleri”nin ortaya çıkışında önemli rol oynamıştır.
Halim ÇAVUŞOĞLU'nun yazı dizisi için lütfen tıklayın ...
BOĞMAKLAR (POMAKLAR) (I)
BOĞMAKLAR (POMAKLAR) (II)
BOĞMAKLAR (POMAKLAR) (III)
BOĞMAKLAR (POMAKLAR) (IV)
BOĞMAKLAR (POMAKLAR) (V)
BOĞMAKLAR (POMAKLAR) (VI)
BOĞMAKLAR (POMAKLAR) (VII)
|
|
Otomobille Balkan Turu (Yunanistan-Makedonya-Bulgaristan)
Atakan Sevgi
2005 yilinda, bir gün işi çıkışında, eşimle birlikte otomobile atladığımız gibi, Balkanlar’a attık kendimizi.
Yunanistan, Makedonya ve Bulgaristan’ı kapsayan bir yolculuğa çıktık.
10 günde üç ülke gezdik, 2 bin 500 kilometre yol yaptık. Balkan kökenli biri olarak, hayatta yapmayı en çok istediğim şeylerden biriydi, ve bugün bakınca yapmanın o kadar da zor olmadığını görüyorum.
Belki bu yazı, Balkanlara gitmek isteyip de bir türlü yola çıkamayanlara cesaret verir, rehber olur.
devamı için tıklayın |
|
| |
 |
Müzik Albümü |
 |
|
Makedonya Türkleri'nin sevilen rock müzik sanatçısı Süleyman SAİT'den "BİR BALKAN HİKAYESİ" cd'si çıktı!
CD'den örnek şarkılar için, lütfen tıklayın...
001
002
003
|
|
|
 |
 |
Hemen Başvur |
 |
|
Balkan Türklügünün en etkili iletişim mecrası olan bizler, davamıza gönüllü katkıda bulunmak isteyen, yazar- editörlere ulaşmak istiyoruz.
|
|
|
 |
|