Ne zamandır yazı yazmak istiyordum ama yazamıyordum bir türlü. Her geçen gün yeni bir olay oluyor konular değişiyordu. Daha büyük bir olay bekleyişi içine girdim bende yazmak için. Bomba etkisi yaratacak bir olay olacaktı bu. Beklediğim olay gerçekleşti sonunda. Yeni bir parti daha kuruldu. “ Türk Aydınlanma Partisi “ Genel başkanı Dr. Necati Tufai. Bu şahsın Gostivar’lı olmasından duyduğum üzüntüyü de belirtmek isterim. TDP’den sonra kurulan partilerimizin kuruluş dönemlerine bir göz atın ! Sizce de çok manidar değilmi ? 2002 yılında TDP içinde oluşan kargaşadan ve reformdan sonra doğan THP, tam sular duruluyor derken kurulan TMBH ve 2011 sayımlarının arefesinde kurulan TAP. Bu adamlar hepsi TDP’de üst düzey görev almış kişilerdir. Bunların kuruluş amaçları sadece TDP’de pati içi muhalefetin olmayışı mı ? Yanlış politika mı ? Yanlış koalisyonlar mı ? Bizlere lanse edilen bu. Ama öyle mi ? Değil tabi. Bunları ancak fazla bilgi sahibi olmayan, toy, neye inanacağını bilmeyen, neyin doğru neyin yanlış olduğunu idrak edemeyen gençlere anlatabilir ve benimsetebilirler. Tıpkı 6 yıl önce bana yaptıkları gibi ! Bir başka partimiz olan AGP ( Avrupa Geleceği Partisi – PEİ-Partija za Evropska İdnina )’yi de unutmamak lazım. Bunun da başında Makedonya’nın ünlü işadamlarından Fiat Canoski bulunmakta. İçimizdeki bir “ Truva Atı “ olarak dolaşan bu partiyi ve bize getireceği tehlikeleri birçoğumuz unuttuk gibime geliyor.
Furkan Purde
Çağdaş Jeopolitikada Türk – Rus İlişkileri
Türkiye-Rusya ilişkileri, 1990’ların sonlarından itibaren daha önce görülmemiş bir dönüşüm süreci içine girmiştir. Bu süreç içinde hızla gelişen ekonomik ilişkiler, siyasi ilişkilerin de geliştirilmesi için zemin hazırlamakla kalmamış, çeşitli alanlarda rekabete karşın, iki ülke arasında ilişkilerde işbirliğini ön plana çıkartmıştır. 2002 yılından bu yana ilişkilerde inşa edilen güven, iki ülke arasında çok boyutlu ortaklığı derinleştirdi. Ancak tüm bu olumlu gelişmelere karşın ilişkişer, iki ülke arasındaki bölgede siyasi ve ekonomik çıkarların çatışmasıyla sınırlanmaktadır.
Girişte de değindiğimiz gibi, Türkiye-Rusya ilişkileri hem Soğuk Savaşın ardından hemde 1990’ın sonralarından daha önce görülmemiş bir dönüşüme uğramıştır. Ancak bu dönüşüm, beraberinde bir ikilemi de getirmiştir. 1990’ların başından itibaren Türkiye ve Rusya bir yandan artan ekonomik işbirliği içinde ortak haline gelirken, öte yandan yeni Avrasya politikalarıyla birbirlerini rakip olarak algılamışlardır. Bu ikilem, yeni gelişen ilişkilerin yapısında da rol oynamış, ilişkiler “rekabet” ve “işbirliği”nin ortak etkisi altında şekillenmiştir. Türkiye’nin 2002 yılından bu yana benimsediği “komşularla sıfır sorun” politikasını Rusya da benimsemiş ve iki ülke arasındaki ilişkileri güçlendirme potansiyeli kazandırmıştır. Son yıllarda hızla büyüyen Türk – Rus yakınlaşması Avrupa’nın da gündemine oturmuştur.
