Sayın Çetin Altan,1961,1967 yıllarında, Milliyet ve Akşam gazetelerinde yazmış olduğu köşe yazılarını yine yıllar önce derleyip kitap haline getirmiş.Eserinin adı da ; “Suçlanan Yazılar” Türk toplumunun o dönemlerdeki reflekslerini anlatmış.O günlerde aşırı Milliyetçi ve muhafazakarmışız.Sn. Çetin Altan , yazılarında toplumumuzun , Osmanlı döneminden bu yana hiç değişmediğini ve böyle bir toplumda Cumhuriyet müesseselerinin çağdaş anlamda tesis edilip korunmalarının çok zor olduğunu, zaten bunun olmadığını da yaşanan ( o güne göre) kırk yılın ispat ettiğini yazmışlar. Yazarın yazısının sonuna koyduğu en büyük tespiti ise; aslında muhafazakar tutum ve davranışın Atatürk devrimlerini yıpratmak ve yıkmak için kullanıldığını, olayın öyle sandığımız gibi siyasal olmaktan çok ideolojik olduğunu söylemesi.Yani: bu yapılanların,Atatürk devrimlerine karşı bir darbeler manzumesi olarak ve onun yarattığı ilkleri, çağdaşlıkları yıkıp yok etmek amacını taşıdıklarını söylemiş. Bizler onu okudukça, toplumumuzun bu gün de aynı davranışları sergilediğini görüp hiç değişmediğimizi anladık.Yani yine Milliyetçi-muhafazakarız.Bizlere bu muhafazakarlık nereden bulaştı peki? Bunu, din konularındaki yayınları ile tanınan Mehtap TV adlı kanalımızdaki , yine bir din adamımızın sözleri ile öğrendik;
Nizamettin Gazioğlu
Dağlar
Dağlara laf söylenmez.Yüce olurlar.Dik başlıdırlar.Yalnızdırlar.Doruklarını örten sis ile sohbeti çok severler.Sarp yamaçları ,sık ormanları ile direnişi sembolize ederler.Sanki, yeryüzünde fethedilememiş tek yerlerdir.Bizlere hep özgürlüğü çağrıştırırlar.”Onurlu yaşamak, Özgür olmak ile mümkündür.” dercesine.”Özgürlük, ruh’unu başkalarına satmamaktır.” dercesine.Bunun içindir ki;direnişçilerin ilk sığındıkları yerler işte bu yüce dağlardır.Tıpkı 2.ci Dünya savaşında Partizanların sığındığı Balkan Dağları gibi.. Kötü tohum,Adolf Hitler kendi düşüncesini tüm insanlığa kabul ettirebilmek için gereken yetki’yi ülkesindeki bozuk ekonomik düzen sayesinde ele geçirdi. Avrupa’yı istilaya başladı.Orduları o yıllar için çok modernize idi.Güçlü idiler.Karşılarında durabilmek için tek bir savunma şekli kalıyordu.Gerilla savaşları.Bunun için de en uygun saklanma yeri dağlardı.Krallık Yugoslavya’sı işgal edilince Partizanlar direniş için buralara sığındılar.
Gömelim Gel Seni Tarihe Desem…
Bazı sözler vardır. Üzerimizde şok etkisi yaratır. Hani şair Ahmed Arif’in: “Kurşun sıksan geçmez geceden” dediği gibi. Bu sözler, çeyiz hazırlayan bir genç kızın dantel işlemesi gibi, beynimizin kıvrımlarına işlenir. Olduğumuz yerde donar kalırız. Gerçeğin bizde uyandırdığı hayranlık duygumuzun etkisidir bu. Tıpkı otobüs ile bir İstanbul yolculuğu yaptığım sırada, Yalova’dan geçerken o askeri kışlanın duvarına yazılmış sözü okuduğumda şahsıma olan gibi;
”Vatan sevgisi öyle bir sevgidir ki, düştüğü kalpleri yakar.-M.KemalAtatürk.”
İlk şoku 1970 yılı soğuk Şubat gününde Anıtkabir’i ilk ziyaretimde yaşamıştım.
Aslanlı yolun hemen başlangıcında sol taraftaki o anıt odanın tavana yakın
Duvarında şu söz yer alıyordu:“ Tarih,bir milletin kanını asla inkar edemez.M.KemalAtatürk”
