MakTürk – Makedonya Türkleri Rotating Header Image

Mart, 2012:

Uyanan Kadınların Eşitlik Ve Özgürlük Mücadelesi

8mart_dunya_kadinlar_gunu

Dr. M. Galip Baysan

Bu gün birisi çıkıp da bana “Size göre günümüz Türk ve İslam Dünyasının en büyük ve en önemli sorunu nedir?” diye sorsa vereceğim cevap öncelikle “Kadınlar ve Kadın Hak ve özgürlükleri” olacaktır. Ve ne yazıktır ki Türk ve İslam Dünyasında bu konunun önemini anlamış pek az insan mevcuttur. Bu ülkelerde kadın deyince akla hemen 90-60-90 rakamlarının kadını gelir. Oysa kadın denince ilk anda akla Anneler gelmelidir, çünkü her kadın bir anne veya anne adayıdır. Bu nedenle toplumda daima saygın bir yere, saygın bir değere sahip olmalıdır.

Atatürk’ün bütün karşı çıkışları ve engelleri bertaraf ederek bir anda kadınlarımıza verdiği hak ve özgürlükleri elde etmek için Dünya kadınları yüz yıllarca uğraşmış ve çok büyük mücadeleler vermişlerdir. 8 Mart Dünya kadınlar gününü kutlarken ülkemizde ve bütün medeni âlemde bu kadınların mücadelelerinin en azından hatırlanmasının gerekli olduğuna inanıyoruz.

(daha&helliip;)

Kosova Türk Dernekleri Federasyonu (KTDF)

KTDF9012

Suphi Mazrek

Kosova Türk Dernekleri Federasyonun kuruluşundan sonraki ilk toplantısını Priştine’de Gerçek Kültür Sanat ve Spor Derneğinde gerçekleştirilmiş oldu.

Toplantıya Prizren, Mitroviça, Priştine, Gilan ve Vıçıtrn derneklerinin temsilcileri iştirak etti.

Söz konusu toplantının ana konusu Kosova Türk Dernekleri Federasyonu Başkanı  İsmail Bölükbaşı şöyle özetledi: “Kosova Türk Dernekleri Federasyonu kurulmuş oldu. Dernekte var olan çalışma projelerimizi yönetecek şahısları seçmemiz gerekiyor. Bu kişilerin bizleri ileriye götüreceğini ve başarılı çalışmalarımızla bizleri aydınlığa çıkaracaklarına gönülden inanıyorum”.

Toplantının devamında başkan İsmail Bölükbaşı gündemi 4 ana maddeden oluşturdu.

1.Federasyon organlarının seçilmesi

2.Logo’nun tartışılması ve seçilmesi

3.KTDF Yönetim Kurulu’nun resmi ziyaretlerin programı

4.Çeşitli

(daha&helliip;)

Edeb Yahu!

edeb_ya_hu1

Dr. Fahriye Emgili

“Ehl-i irfan arasında aradım kıldım taleb

Her hüner makbul imiş illâ edeb illâ edeb”

Kapının çarpılmadan yavaşça örtülmesi bir edeptir. “Kapıyı kapat” denilemez (Allah kimse­nin kapısını kapatmasın); belki kapıyı ört, yahut sırla denilebi­lir. “Lambayı (mumu, ışığı) söndür” denilemez (Allah kimse­nin ışığını söndürmesin); lambayı dinlendir denilir. Keza lam­ba yakılmaz, ancak uyandırılabilir. Birisi konuşurken sözünü kesmek, gizli konuşmak, mecliste fısıltı ile lâkırdı etmek, işaret ve işmar etmek, vs. hep edebe aykırı davranışlardır. Gezerken yere, ayağın sesi duyulmayacak derecede yumuşak basılmalıdır. Kapıdan çıkılırken arkasını dönmek edepsizliktir. Kapı eşi­ğindeki ayakkabılar dışarıya değil (zira bunun manası “git, bir daha gelme” demektir), içeriye doğru çevrilir. Bütün bunlara günlük hayatın adab-ı muaşeret kaideleri ara­sına girmiş yüzlerce düsturu ilave edebilirsiniz.

Osmanlılar zamanında da insanlar kendilerinden bahsederlerken hiçbir zaman ’ben’ ifadesi kullanmazlarmış. ’Bendeniz’, ’kulunuz’, ’duacınız’ gibi sözler ben’in yerini alırmış… Benin ve benliğin…

İnsan bu gayet zarif edayı duyunca etkilenmeden yapamıyor. Zîrâ menfaat ve bencilliğin yön verip kemirdiği modern hayata ne denli de taban tabana zıt bir duruş!

(daha&helliip;)